ABD/İsrail Savaşı Ve Göç
Irak, Suriye, Filistin ve sonrasında İran merkezli olarak gelişen ve uzun yıllara yayılan bu savaşların temelinde, ABD ve İsrail’in eşgüdümlü stratejik hedefleri bulunmaktadır. Bu stratejinin çerçevesi yıllar öncesinden belirlenmiştir. Ortadoğu’daki ulus-devlet yapılarının zayıflatılması ve dönüştürülmesi süreci artık ciddi bir aşamaya ulaşmıştır. Yeniden şekillenen bir Ortadoğu’da İsrail’in güvenliğinin garanti altına alınması ve bölgesel hegemonyasının resmileştirilmesi hedeflenmektedir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik müdahalesiyle, 47 yıllık rejim çekirdeğinin kırılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, mollaların inisiyatif alanlarının daraltılması ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun etkisizleştirilmesi öngörülmektedir.
Asıl hedef yalnızca askeri ya da silahlı bir müdahale değildir; aynı zamanda İran’ın doktriner ve ideolojik çözülmesinin sağlanmasıdır.
Ortadoğu yeniden şekillenirken, yeni bölgesel ittifak ve denge sisteminin inşasında Türkiye’ye önemli sorumluluklar düşmektedir. Türkiye açısından savaşın beraberinde getirdiği en büyük risk göçtür. Halihazırda, 2025 BM verilerine göre dünyada 300 milyonu aşkın insan hareketliliği söz konusudur. İran kaynaklı olası bir bölgesel göç dalgası bu süreci daha da hızlandıracak ve Türkiye’yi birinci derecede etkileyecek ülkeler arasına taşıyacaktır.
Bu süreçte Türkiye’nin temel önceliği kendi güvenliği ve bekasıdır. İran’da rejim değişikliği mümkün olmakla birlikte, İran’ın toprak bütünlüğü korunmalıdır.
Türkiye, denge politikası çerçevesinde süreci dikkatli ve stratejik bir şekilde yönetmektedir.
Fethi Ahmet Gel
IMDO Yönetim Kurulu Başkanı
(Uluslararası Göç, Kalkınma ve Organizasyon)
02.03.2026
*********** EN **************
The U.S./Israel War and Migration
First of all, the strategy of the United States and Israel, aligned with their coordinated objectives, was determined years ago as the foundation of these prolonged wars centered in Iraq, Syria, Palestine, and subsequently Iran. The process of transforming nation-states in the Middle East into more dependent and fragmented structures has now reached a serious stage. In a reshaped Middle East, Israel’s security will be guaranteed and its regional hegemony will be formalized.
With the intervention of the United States and Israel in Iran, the objective has been to break the 47-year-old core of the regime. The clerical initiatives and the Revolutionary Guard Corps will also be neutralized.
In fact, the primary goal is not only military or armed intervention, but also to ensure Iran’s doctrinal and ideological dissolution.
As the Middle East is being reshaped, Turkey has significant responsibilities in the construction of a new regional alliance and balance system. For Turkey, the greatest danger brought by war is migration. According to 2025 UN data, there is currently a global migration circulation exceeding 300 million people. With Iran, regional migration waves will accelerate further, and Turkey will be among the countries most directly affected.
In this process, Turkey’s position is centered on its own security and survival. The regime in Iran should change, but Iran should not be divided.
Turkey is managing the process effectively through a policy of balance.
Fethi Ahmet Gel
Chairman of the Board, IMDO
(International Migration, Development and Organization)
02.03.2026
